Stalin’in doğdugu yer : Gori | Bisikletle Gürcistan – 3.Bölüm

0
831

Öğlene doğru, saat 11:00 civarı Stalin’in doğduğu şehir Gori’de kaldığım Georgia Hotel‘de uyandım. Bugün Gori’deki turistik yerleri ve şehri gezip, yarın sabah erkenden yola çıkarak Zestafoni‘ye ulaşmayı planlıyorum. Dün akşamdan kalan aburcubur-bisküvitler ile kahvaltıyı aradan çıkardım, NoPro (Çin malı GoPro) kameramı da yanıma alıp çıktım.

Osmand navigasyon & harita yazılımımdan yaptığım kontrole göre gezilmesi gereken önemli yerler; Gori Kalesi, Stalin Müzesi, Stalin’in doğduğu Ev ve Kale’nin yanındaki ismini unuttuğum kilise. Gori’nin en büyük özelliği Stalin‘in doğduğu şehir olması. Kaldığım otelin karşısındaki caddenin ismi “Stalin Caddesi“. Cadde’nin ortasında uzunlamasına bir park içerisinde, Stalin Müzesi ve Stalin’in doğduğu ev yer alıyor. Önce müze’yi ziyaret ettim, giriş 15 Lari, özel yerleri görmek isterseniz 20 Lari. Gezerken Özel olabilecek bir yer göremedim ben ama benim hatamdır herhalde. 🙂 Girişte ziyaretçilerin hangi ülkeden geldiğini de not alıyorlar.

Ben boş boş kafama göre dolaşıyordum ama rehber kiralayıp her tablo’nın her hatıra’nın tarihini dinleyen bilinçli turistler de vardı. Tıpkı Rusya’daki Ermitaj müzesinde olduğu gibi, müze’nin her odasında orta yaşlı bir kadın görevli var. İçeride daha çok tablolar, fotoğraflar ve rozetlernişanlar var.

Müzedeki 1 saatten sonra dışarı çıktım. Bahçede, 50 metre kadar ileride Stalin’in doğduğu evi görebiliyorsunuz, içine girilmiyor, dışarıdan bakıyorsunuz. Sonraki hedefim Gori Kalesi, o da 500 metre kadar ileride. Yaklaşınca epey inceledim ama çıkış yolu bulamadım, çevresinden dolaşayım, belki giriş arka taraftadır dedim ama 20 dakika kadar sonra yanlış yolda olduğumu anlayıp geri döndüm. Döndüğüm yerde belediye işçilerini görüp sordum, bana küçük bir patika gösterip, çıkabileceğimi söylediler. Türkiye’den geldiğimi duyunca şaşırdılar. 15-20 dakikada tepe’ye çıktım, benden başka 2 çift vardı yukarıda, güvenlik ise odasında uyuyordu, tam da uyunacak bir hava gerçekten, sıcak ve kalenin tepesi alabildiğine rüzgarlı. Harika bir manzara var, tüm şehri görebiliyorsunuz. Birkaç fotoğraf ve video kaydı yapıp inişe geçtim.

Stalin’in doğduğu ev

İndikten sonra meşhur Kiliseyi’de bulup girdim ama pek kayda değer bir şey göremedim. Kapısında bir dilenci kadın, bilet satış görevlisi gibi davranıp giren turistlerden para almaya çalışıyor. (Oysa giriş ücretsiz) Bu arada buralar dün akşam yorgun argın bisikletle geçtiğim yerler, geçerken hatırladım. Hatta görüp beğenmediğim “Hostel California” nın da önünden geçtim tekrar.

Şehrin her tarafını karış karış dolaştım. Pazarına, fakir mahallelerine, arka sokaklarına girdim birkaç saat dolaştım. Şu an beni Gori’nin herhangi bir yerine bıraksanız yolumu bulurum. Şehrin genelinde çok yüksek binalar yok, 4-5 katı geçen bina yok gibi, şehir gibi şehir. Yorulunca hükümet konağının karşısında “Şanzelize” isimli bir cafe’ye oturup yine Haçapuri sipariş ettim. Hiç abartmadan söyleyebilirim ki bu şehir oldukça renksiz. Güzel bir cafe veya restoran da göremedim, gördüğüm az sayıda mekanın çoğu sıradan ve özensiz. Sadece tesadüfen oturduğum Şanzelize Cafe şıktı, hem servis, hem lezzetkalite açısından.

Gori kalesinden

Sonrasında Otele dönüp çantalarımı hazırladım tekrar, sabah hızlı çıkış yapabilmek için. Akşam 20:00 civarı tekrar otelden çıkarken, resepsiyondaki ingilizce bilen elemana, “eğlenecek bir yer var ” diye sordum (canlı müzik, gece kulübü, bar). O da “pek yok aslında” dedi ve epey düşündü, sonunda 20 metre ilerideki bir yeri tarif etti. Tarif ettiği yer dışarıdan parıl parıl parlayan, bol ışıklı ciks görünümlü bir yer. İsmi Gürcü dilinde yazıldığı için mekanın ne olduğunu anlamadım ama pek çekinmeden girdim tabi ki. Girişte güvenlik gibi bir yer var, tek kelime ingilizce bilmiyorlar. Önlerindeki deftere benden önce girenlerin bazı bilgilerini yazdılar. Sıra bana gelince ise dilimi anlamadıkları için “haydi geç geç” anlamında bir bıkkın tavırla yolu gösterdiler. Girdiğim dar koridor, epey büyük bir salona açıldı. Hemen solda bir bar, önümde 2 adet, 10 kişinin aynı anda şansını deneyebileceği rulet masası, çevrede ise jackpot makinaları. Gece Kulübü derken Casino’ya düştük. Eh gelmişken oturmak lazım, ayıp olur. 🙂

Rulet makinesine 20 Lari atıp başlayabiliyorsunuz, minimum oynama tutarı 1 Lari idi hatırladığım kadarıyla. Garson kızın içecek dağıttığını görüp işaret ettim, tam da o sırada makineye 20 Lari atmak için cüzdanımı çıkarmıştım, içeceğe para vermek istediğimi sandı, ingilizce bilmediğinden, başka bir garsonu çağırdı, ama çağırdığı kişi de “sıfır” ingilizceymiş, o da casino çalışanı başka bir kızcağızı çağırdı. Bu sefer gelen gayet iyi ingilizce konuşuyordu, içeceklere para vermeme gerek olmadığını, ikram olduğunu, o sırada ikram ettikleri içeceğin de bir çeşit likör olduğunu söyledi. Ayrıca bunların dışında bira,kahve,çay ikram edebileceklerini de söyledi. Zaten biliyordum bunları ama bilmiyor gibi şaşırıp teşekkür ettim. Salonda oyun oynayanlar Gürcü, bizim mahalle kahve kültürümüzün klasik müdavimleri, burada Casina’da takılıyor.

İngilizce bilen sarışın kızcağız arada bir yanıma gelip sohbet etti, bir şey isteyip istemediğimi falan sordu. Yıllardır orada çalışıyormuş ama ilk kez yurtdışından birini Casino’da görmüş. Hep Gürcüler gelirmiş oraya ve 24 saat açıkmış. 1 saat kadar takılıp çıktım (20 Lari’yi gömdüm) Çıktıktan sonra biraz da akşam gezintisi yaptım, akşam saatlerinde ıssız hale gelen Gori’nin öyle sokaklarına girdim ki, her 100 kişiden 90’ı girmez 🙂 Sonra ana cadde üzerinde, küçük, izbe bir barda mola verdim.. Garson kız koltuklardan birine uzanmış uyukluyordu girdiğimde, o kadar izbe.. Stella Artos bira sordum ama yokmuş, yerine Heineken içtim.

Bardan çıktığım noktada bir taksici ile tanışıp biraz muhabbet ettik. İsmi Muhammed. Daha önce 8 ay boyunca Antalya’da kaynakçı olarak çalışmış. Dolayısıyla basit kelimelerle Türkçe konuşabiliyor.Yani benim Rusça bildiğim kadar 🙂 Muhabbet ederken aklıma, zaman da kaybettiğim için, GoriUsghuli arasındaki sevimsiz yerleri geçip, harika manzaralı dağlık bölgelerde daha fazla vakit geçirmek geldi. Taksici’ye beni bisikletle birlikte Usghuli’ye götürüp götüremeyeceğini sordum. Kilometre hesapladı, araç sahibini aradı, ölçtü biçti, 250 Lari dedi, 180 Lari’ye anlaştık. (Yol 4-5 saat sürüyor) Yarın 11:00 de gelip Otelin önünden alacak.

17 Eylül 2015, Perşembe

Yorum yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.