Bisikleti Muhammed’in Taksisine Yükledik | Bisikletle Gürcistan – 4.Bölüm

0
782

Muhammed, konuştuğumuz gibi saat tam 11:00’de Otelin önüne geldi, ben de o sırada bisikleti ve çantaları otelin dışına çıkarmış, yakındaki bakkal’dan yolda yemek için abur cubur almıştım. Gürcistan’daki taksilerin çoğu arka bölüm eşya taşıyabilecek şekilde olan araçlardan oluşuyor. Dolayısıyla bisikleti ve eşyaları taksiye sorunsuzca yerleştirebildik ve Kutaisi‘ye doğru yola çıktık. Muhammed İngilizce bilmiyor ama temel seviyede Türkçe konuşabiliyor, ben de temel seviyede Rusça konuşabiliyorum. Biraz da işaret dili ekleyerek bir şekilde anlaşıyoruz.

Lenteki yolunda

Yolda benzin almak için durduğumuz bir yerde, marketten Kaiser marka bira aldım, kendime ve şöföre 🙂 Buraları araç ile pas geçtiğim isabetli olmuş, pek tadı tuzu yok geçtiğimiz yerlerin, Kutaisi’ye kadar. Kutaisi’de Muhammed’e sigara almak için bir yerde durduk.

kaiser bira

Sigara aldığı adama, Ushguli yolunun durumunu da sordu ve bana Ushguli yolunun çok kötü olduğunu, araçların gidemeyeceği bir yol olduğunu, ancak jiplerin gidebildiğini söyledi. Ben de o halde Ushguli‘den 85 km kadar gerideki “Lentheki” ye bırakabilir misin dedim, “orası olur, oradan sonra bozuluyor zaten yol” dedi. Taksi için vereceğim rakamı da 150 lari‘ye çektik ve yemyeşil vadiler arasından Lentekhi‘ye doğru devam ettik.

lentekhi yolu

Tsageri‘den itibaren hem etraftaki manzaralar daha güzel hale geldi, hem de sürekli yukarı doğru çıktık, 1,000 metreyi geçtik, hava serinledi. Uzun süre etrafta hiç bina,yapı görmeden yol aldıktan sonra saat 16:30 civarı Lentekhi köyüne girdik. Beni bıraktıktan sonra Muhammed Kutaisi’ye geri dönüp, orada bir arkadaşında kalacakmış, hem hava kararacağından, hem de yorulmuş olduğundan Gori’ye bu akşam dönmesi mümkün değil.

lentekhi koy

Lentexi köyü

Muhammed, köy girişinde bekleyen bir aracın yanında durup, şöföre kalacak yer sordu. Adam, misafir evlerinin olduğunu söyleyerek onu takip etmemizi istedi. Peşinden köye girdik, köyün merkezinde sayılabilecek bir sokakta, en sondaki evin önünde durduk. Yaşlıca bir kadın ve adam karşıladı, bizim Muhammed inip konuştu, sonra yanıma gelip Türkçe olarak aynen şöyle dedi “Arkadaş, bura güzel. Kadın iyi. Sana çay verecek. Ekmek verecek. Turist 50 Lari ama ben ayarladı 30 Lari. Çünkü sen arkadaş” Tamam dedim, teşekkür ettim. Araçtan indiğimde temiz hava, bol oksijen  hücum etti, evin bulunduğu yerin çevresi yemyeşil dağlar,vadiler.

DCIM100MEDIA

Malzemeleri indirdik, Muhammed ile vedalaştık, bisikleti bahceye kilitleyip, kadının peşinden eve girdim. Bahçeli 2 katlı bir köy evi. İçeride gelinleri olduğunu tahmin ettiğim çocuklu bir kadın ve 2 genç erkek daha var. Yaşlı teyze ile tanştık, ismi Tasha. Kalacağım odayı gösterdi. İngilizce bilmiyor, yine rusça+işaret diliyle anlaştık. “Yerleşince mutfağa gel çay iç” dedi.

DCIM100MEDIA

Tasha bana yatabileceğim 2 küçük oda, 1 geniş oda arasından, 2 yer gösterdi, biri geniş oda’ya giriş yapılan noktadaydı. Diğeri ise kapısı kapatılabilen, rahatsız edilemeyeceğim bir noktada idi, orayı tercih ettim. Odayı biraz inceledim, şarja takılacak cihazlarımı şarj etmeye başladım, kıyafetlerimi değiştirdim, yanıma önemli eşyalarımı aldım, o sırada Tasha’nın mutfaktan “Murat” diye seslendiğini duydum. Yanına gittiğimde masaya tereyağı ve domates koymuştu. Sonra Çay ve şeker’de getirdi. Aşağıda o anki ortamı görebilirsiniz:koy evi kahvalti

Gerçek köy kahvaltısı

Sonra dışarı çıktım, geldiğimiz yoldan geriye doğru yürüdüm. Köyün ana caddesinden geçerken, karşı yönden gelen Tasha’yı gördüm tekrar, yolun yan tarafında küçük bir yer gösterdi, oranın bakkal olduğunu, ihtiyacım varsa alabileceğimi söyledi. Bakkala benim yolcu olduğumu söyleyip tanıştırdı. Bakkalın ismi de Temuri. Yine ingilizce yok doğal olarak. Rusça-İşaret dili yetiyor. Nereden geldiğimi söylüyorum, Türkiye diyince ilgilerini çekiyor çünkü normalde Türkiye’den kimse oralara gitmez, Batum veya Tiflis’e uçar, panaromik şehir turunu yapıp geri döner. Ürünlere bir göz atıp, dönüşte uğrayacağım diyip çıktım.

bakkal temuri

Bakkal Temuri ve oğlu

Navigasyon’a göre köyde restoran/cafe tarzı bir mekan olması lazım, gidip bir kahve içmek istiyorum orada. Meraklı bakışlar arasında ara sokaklara da saparak epey dolaştım, belediye binası, polis merkezi gibi yerlerden geçtim ama bulamadım. Geniş bahçesinde çocukların oynadığı, mükemmel manzaralı küçük bir otel gördüm, bahçeden girip içeri bir göz attım, kimse görünmüyordu, benim kaldığım köy evi buradan çok daha sempatik.

domuzcuklar

Bu şekilde 1 saat kadar dolaştıktan sonra geri döndüm, yolda küçük bir çocuk “Hello” dedi, sonra Bakkal Temuri’ye uğradım, çocukta oraya geldi, Temuri’nin oğlu Pedroymuş meğer. Babasına kim olduğumu sordu. Temuri, bisikletle dolaştığımı, Türkiye’den geldiğimi söyledi. Bu sefer bakkal kalabalıktı ve akşam yoğunluğu vardı. Bisküvi, çikolata ve küçük bir şişe Çilek şarabı aldım.

cilek sarabi gurcistan

Kalacağım eve döndüğümde yeni kişiler de vardı, ikisiyle tanıştık, anladığım kadarıyla 2 oğul, 2 gelin de aile ile birlikte yaşıyor. Bahçede oturmuş çay içiyorlar. Ben de mutfaktan sıcak su alıp, bakkal Temuri’den aldığım 2’si birarada kahveyi yaptım, onlarla oturdum biraz. Bu arada birkaç kişi daha geldi, mutfakta yemek yedi, ikisi benim kaldığım eve gidip yattı.

lentekhi koy halki

Hava kararmıştı ve serinlemişti epey. Gidip polarımı ve beremi giydim. Şarabı getirip açtım, yıldızların altında, sessizlikte biraz içtim ve sosyal medya hesaplarıma birkaç tane fotoğraf yükledim. Bu arada Tasha’da dükkanı (mutfağı) kapatmak üzere son çalışmalarını yapıyordu. Kadıncağızın hiç oturduğunu görmedim geldiğimden beri. Yanıma geldiğinde ona da şarap ikram ettim, bir yudum aldı, iğrenç anlamında yüzünü buruşturup geri verdi 🙂 Sabah kahvaltıyı kaçta istediğimi sordu, 7’de dedim. İyi geceler diledi. Ben de 1 saat kadar oturduktan sonra odama geçip uyudum.

18 Eylül Cuma, 2015

 

 

Yorum yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.