2300 metre yükseklikte bir köy : Ushguli | Bisikletle Gürcistan 6.Bölüm

0
1217

Sabah 7:30 civarı uyanıp bisikletle çantalarını toparlamaya başladım, bitirmek üzereyken Genardi‘nin sesi geldi yukarıdan “Kahvaltı hazır“. Yukarı çıktığımda masada yine tabaklar hazırlanmıştı, bu defa daha genç bir kadın da teyze’ye yardım ediyordu, sanırım kızı idi. Svaneti‘ye hoşgeldiniz, ilk defa mı geliyorsunuz dedi. Bunu duyunca sevindim, çünkü ancak o sırada, artık Svanların yaşadığı bölgelerde olduğumu idrak ettim.

Svanlar, Wikipedi‘da şöyle tarif edilmiş : ” Kafkas Dağları’nın güney yamaçlarındaki sarp ve ulaşılmaz bölgede Gürcistan‘nın kuzeybatısındaki dağlık Svaneti‘nin yerli halkı.”

Genç olan kadın bana masada, üzerinde etiket olan acılı ezme, kekik gibi şeyleri gösterdi. 3 lari olan acıl ezme ile biraz da ekmek aldım, 5 lari verdim. Kahvaltıda yine çorba, yumurtalı patates, acılı ezme, hardala benzer bir sos ve çay, şeker ikramı vardı. Hava sabah saatlerinde oldukça serin ama açık havada balkonda oturuyoruz. Üzerimdeki polar sıcak tutmaya yetiyor.

DCIM100MEDIA

Harika bir köy kahvaltısı

Kahvaltıyı vakit kaybetmeden yapıp, bisikletle ilgilendim biraz. Zincirleri yağladım, tekerlek ve çamurlukta epey çamur birikmişti, onları temizledim, bu sırada arka çanta taşıyıcı demirin önemli vidalarından birinin olmadığını farkettim. Dünkü taşlı bozuk yollarda düşmüş olmalıydı. Genardi’ye tel veya vida olup olmadığını sordum, önce tel denedik fakat çok sağlam durmadı, sonra vida kutusunu getirdi ve tam olmasa da benzeri uygun bir vida bulup taktık. Bir fotoğraf çekip, vedalaştık, yola çıktım.

DCIM100MEDIA

Genardi’nin dediğine göre Ushguli’ye varana kadar surekli tırmanış ve toprak yol pek düzgün değil, sonra düz yol sayılır, mestia – zugdidi arası ise asfalt, sorunsuz.Benim gitmekte olduğum yol ise başta düzgün sayılabilirdi, en azından bisiklete 5 km kadar binebildim. Tsana’dan sonra yol üzerinde yakın bir noktada, bir köy görünüyor harita’ya göre, fakat geçerken kimseyi göremedim, terkedilmiş gibi görünen birkaç bina ve bir çeşme vardı sadece. Çeşmeden su mataramı doldurdum geçerken. Aradan yarım saatten fazla geçtiğinde sudan biraz içtim, tadı garip geldi. sanki maden suyu gibi bir tat vardı ama aynı zamanda yoğun bir koku geliyordu, içemedim ve döktüm. Böylece başka bir kaynak suyu görene kadar yine bir süre susuz kaldım. 🙂

DCIM100MEDIA

Yolların bozulduğu yerlerde

Fakat artık çok sık olmasa da dağdan akan kaynak sularına rastlıyorum, tadı güzel, buz gibi akan sular bunlar. Sürekli tırmandım, sürekli yol bozuldu, bir jeep yanımdan geçerken, içerisindekiler ilerideki yol durumunu sordu, bol şans dileyip gittiler. Bir noktadan sonra artık bisiklete binemez hale geldim. Hem yukarı doğru eğim arttı, hemde yol artık jeep’lerin dahi zorlukla gidebileceği kadar taşlıkçukurlu hale geldi. Birkaç defa buna rağmen binerek çıkmayı denedim fakat taşlar yüzünden dengemi kaybederek düşmekten zor kurtulunca bir daha uzun süre denemedim. Buralarda bir yerde düşüp ayağımı, bacağımı incitirsem uzun bir süre kalırım, çünkü kimsenin geçmediği yollardayım.

DCIM100MEDIA
DCIM100MEDIA

DCIM100MEDIA

Birkaç saat sonra başka bir jeep’e rastladım, içindekiler ingilizce geride bıraktığım yolun durumunu sordular. Ben de yine berbat olduğundan bahsettim, bunlar ushguli köyüne kadar göreceğim son insanlardı. 2,100 metreye çıkmıştım artık ağır ağır tırmanarak. Hava sıcak ama bu yükseklikte esiyor püfür püfür. Yüksek bir dağın eteklerinde en dip noktada bir akarsuya rastlayıp, mataramı doldurdum, Tsana’da aldığım acılı ezmeyi ekmekle yedim. Burada su doldururken bisikletin üzerine sinekler ve arılar toplanmıştı, yaklaşmadan önce küçük taşlarla kovalamak zorunda kaldım, sonrasında hemen bisikleti alıp kaçtım.

DCIM100MEDIA

Bu su kaynağından sonra geldiğim noktada artık Tsana köyü çok uzaklarda ve aşağılarda kalmıştı ve geçtiğim noktalar görünmüyordu artık. Etrafımda yeşilin çeşitli tonları ve her biri ünlü ressamların tablolarına benzeyen dağlık bölgeler var. Sadece rüzgar sesi ve arada sırada duyduğum sinek, arı sesleri içinde, artan eğimde, bisikleti itiyorum, itiyorum, çünkü binilecek gibi değil geçtiğim yol. 20 metrede bir dinlene dinlene, oldukça fazla yorularak, ter dökerek Zagari geçidine ulaştım. Oraya gidene kadar sarfettiğim eforu anlatabilmem mümkün değil. Fakat öyle bir durumda “yapabilir miyim“, “acaba gün sonuna kadar hedefe varabilecek miyim” diye pek düşünmüyorsunuz, başka seçeneğiniz yok zira, yanımda çadır-uyku tulumu var ama geçtiğim yollarda çadır kurmak için uygun çok fazla yer yok. Bir de böyle ıssız ve yüksek bir noktada tek başına geceyi geçirmek pek huzurlu olmayabilir. Ama çıkışın zorluğuyla orantılı olarak, geçtiğim manzaralarda inanılmaz güzel, her köşe farklı bir güzellik.

bisikletle gurcistannn9

Bu fotoğrafın çekildiği yere gelene kadar neler çektim

Zagari geçidi dediğim nokta deniz seviyesinden 2,628 metre yükseklikte. Geçişin hemen sonrasında artık düz yola geçiş yaptım ve zemin de bisiklete binilebilecek kadar düzeldi. Geçtiğim noktalarda etrafı hayranlıkla izliyordum, daha ne kadar güzel olabilir derken, ilerledikçe daha güzel manzaralarla karşılaştım.

bisikletle gurcistannn10

bisikletle gurcistannn11

Yolda üzeri otlarla doldurulmuş bir kamyonetin yanında durdum, 1 tanesi kamyonetin üzerinde 3 köylü vardı. Dan Bilzerian‘a benzeyen köylü ingilizce biliyordu, nereden geldiğimi sordu, “Tsana” diyince, şaşırdı “Respect” (saygı duymak) dedi. Köyde misafir evi (guest house) biliyor musunuz diye sordum. Kamyonetin tepesindeki adamı gösterip, onun misafir evi var, evi güzeldir dedi. Adama baktım göbeğini kaşıyan, çokta güven verici görünmeyen bir tip fakat sorduk bir defa. 50 Lari dedi, pazarlık yaptık epey, 45 Lari‘ye indi ancak. Akşam yemeği-duş-kahvaltı dahil. Hem güven vermedi, hem de fazla indirim yapmadı. Neyse evi tarif ediyorlar, işleri 10 dakikaya bitecekmiş, ben önden gidiyorum, köyün girişinde buluşuruz diyerek.

https://youtu.be/sxBbJfVmxto

DCIM100MEDIA

15-20 dakikalık bir bisiklet yolculuğundan sonra, masalsı görüntüsüyle Ushguli’ye ulaşıyorum, tam köyün girişindeyken kamyonette geliyor. Ben o noktaya kadar halen o misafir evine gidip gitmeyeceğimden tam olarak emin değilim, vazgeçip başka yere mi baksam diye düşünerek gelmiştim fakat sonunda gitmeye karar verdim. Bu yolculuğa çıkarken, Evren’in bana getirdiklerini kabul etmeye karar vermiştim, hayır demeyecektim. Böylece kamyoneti eve kadar takip ettim. Bu köy Avrupalı / Rus doğa turistleri tarafından popüler bir nokta olarak bilindiğinden, köy içinde pek çok kafe, misafir evi var. Köyün merkez noktasında altından dere akan bir köprü var. Köprünün karşısında, arka sokakta Müze, onun yanında da kalacağım ev.

bisikletle gurcistannn13

Konakladığım evin girişi

Evin önüne vardığımda, dışarı birkaç turist çıkıyor. Rus turistler. Biraz konustuk. İçlerindeki bir kadın biraz ingilizce biliyordu. Orada kalacağımı söylediğimde, o misafir evinin harika bir yer olduğunu, 3 senedir geldiklerini, ailenin mükemmel olduğunu söyledi. Köyde bakkal olup olmadığını sorduğumda, var ama bence ihtiyaç duymayacaksın çünkü evdeki yemekler inanılmaz dedi. 3 gündür buradalarmış ve şimdi güney svaneti’yi keşfe gitmek üzere yola çıkıyorlar, trekking malzemeleriyle birlikte.

Onlarla konuşurken evin hanımı “Nana” çıkıp hoşgeldiniz diyor, tabi o da eşi gibi ingilizce bilmiyor. Evde 6 çocuk varmış, 8 kişilik ortak dilimiz olmayan aileyle ilginç bir akşam olacak derken, dışarı bu sefer de Mari isimli 17-18 yaşlarındaki kızı çıkıyor ve adeta salon ingilizcesiyle hoşgeldiniz diyor. Önce evi gezdireyim size dedi ve odaları-mutfağı v.s .gösterdi. Üst katta yan yana 2 yatak odası var, hangisini istediğimi sordu, birini seçtim. İngilizcesi çok iyi ve çok kibar bir şekilde konuşuyordu. Kahvaltıyı, akşam yemeğini kaçta istediğimi sordu, bir şeye ihtiyacım olursa Maria diye seslenmemi istedi.

bisikletle gurcistannn14

Çantaları bisikletten çıkardım, bisikleti evin yanındaki metruk yapının içine kilitledim, sonra alt kata inip duş aldım. Evin üst katını misafirlere ayırmıslar, Mari ve erkek kardeşi üst katta, ailenin diğer fertleri alt katta kalıyor. Alt kat daha sıkışık, mutfak,oturma odası bir arada. Üst kat daha ferah ve sessiz.

Duş aldıktan sonra polarbere v.s. sıkıca giyinip dışarı çıktım, hava karamıştı bu arada, biraz etrafta gezinip gözlemledim, eve döndüğümde masaya yemek tabakları konmaya başlamıştı. Masaya yerleştirilen yemek tabakları tüm aile için zannederken Mari’den sadece bana getirildiğini öğrenince şaşırdım. Bu kadar fazlasını beklemiyordum. Yemek servisi bitince, bir sürahi de ev şarabı getirdiler. Son olarak çay geldi. Yemekler muhteşemdi. Menude Nane aromalı peynir, patatesli yumurta, omlet, salata, üzerine pudra şekeri serpilmiş böğürtlen gibi şeyler vardı. Mari’ye sıkı sıkı tembihledim, yemekleri çok beğendiğimi, çok teşekkür ettiğimi annesine mutlaka söylemesini.

bisikletle gurcistannn15

Mükemmel bir akşam yemeği

Misafir belki daha sonra acıkıp tekrar yemek ister diye, sofra saatlerce kaldırılmıyor. Günün yorgunluğundan ve acıkmış olduğumdan tıka basa yedim. Şarap, Tsana köyünde içtiğim şarap ile hemen hemen aynı tada sahip, hafif ve keyifle içiliyor. Yemek sonrasında Mari gelip yine bir şeye ihtiyacım olup olmadığını sordu, ingilizcesi düzgün ve çok kibar. Köydeki okulda öğrenmiş. Kardeşlerine ders çalışırken epey yardımcı oluyor gördüğüm kadarıyla. Evdeki herkes güler yüzlü ve düzgün insanlar. Misafirin rahat etmesi için ellerinden geleni yapıyorlar. İlerleyen saatlerde bir kaç kadeh şarap içip, notlarımı aldım, sonra mükemmel odamda harika bir uyku çektim.

Yorum yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.