Bodrum ve Datça’da Çadır Kampı | Bisikletle Bodrum 4.Bölüm

0
1351

Kahvaltı yine otelde.. 09:30 civarı otelden çıkarak bir bisikletçi buluyoruz ve benim bisikletimin arka iç lastiğini değiştirip zincirleri yağlatarak küçük bir bakım yaptırıyoruz.

Milastan çıkarken 2 km.lik bir yokuşun akabinde inşa halindeki yollardan geçerek 25 km boyunca durmuyoruz. Yol dümdüz, hiç bitmeyecekmiş gibi. Hava çok sıcak. Bazı yerlerde yol kenarlarında trafik kazalarına kurban gitmiş köpek-kuş ölüleri görüyoruz.

Öğle yemeği için yol kenarında bir mekan olan Kayserili Yeşim Hanım’ın yerinde mola veriyoruz. Ev yemekleri servis ediliyor. Yemekleri yakınlardaki bir köydeki kadınlar yapıyormuş. (mantı,yaprak sarma v.s.) Orada geçici olarak çalışan Yaşar ile tanışıyoruz. Yakında Bodrum’daki bir otelde animatörlük işine girecekmiş. Kendisi yıllar önce yürüyerek Marmaris turu yapmış, köylerden geçerek, arkadaşlarıyla. Burada ortamım, katılacak arkadaşlarım olsa bu tür faaliyetlere bende katılırım diyor. Vedalaşırken internet adresimizide veriyoruz.

Bugunkü hedefimiz, bodrumdan kalkacak olan feribota yetişerek Datça’ya geçip oradaki kamp yerlerinden birinde konaklamak. Datça’daki kamp yerlerinden birini arıyoruz ve saat 17:00 de feribot olabileceğini söylüyor. 14:15 civarı tekrar yola çıkıyoruz. Bodrum yarımadasına yaklaştıkça manzara güzelleşiyor. Pek çok yerde durup fotoğraf çekiyoruz. Bodrumdan önceki son durak olan Güvercinlik’den geçiyoruz. Deniz kıyısında büyük oteller ve yapımı sürmekte olan yerler var. Bodrum’a girinceye kadar birkaç sağlam yokuş çıkıyoruz. Sahile inerek feribot arıyoruz fakat bugün değil, yarın sefer olacakmış…

Bendeki listeye bakarak Bodrum’daki kamp yerlerinden birini arıyoruz. Telefona çıkan adam yer yok ama gelin diyor. Mekanları Gümbet‘deymiş. Gümbet’e girdikten sonra anayolu takip ederek deniz kıyısına yakın olan kamp alanına ulaşıyoruz. Oldukça büyük bir alanı var ve içerisi karavanlarla dolu. İçeride ilerlerken terapi yapar gibi daire şeklinde sandalyelerde oturan fransız turistler gözümden kaçmıyor. Kamp sahibinin gösterdiği bir yere çadırlarımızı kuruyoruz. Kişi başı 5 ytl ödeyeceğiz 1 gece için. Duş,tuvalet,plajdan faydalanmak v.s. fiyata dahil. Kamp sahibi henüz hazır değiliz sezona o nedenle fiyat böyle, bir dahaki gelişinizde 9 ytl olur haberiniz olsun diyor.

Bu seferki zeminimiz çok güzel. Düz ve çok sert değil. İlk kez çadırları gayet şık şekilde kuruyoruz. Tüm ipleri bağlanmış durumda ve satış afişinde görüldüğü gibi oldu. 🙂 Kıyafetlerimizi değiştirip, bisikletleri ağaca kilitleyip değerli eşyalarımızı yanımıza alarak gezintiye çıkıyoruz.

Gümbet’de bir yerlerde yemek yiyoruz, etrafı kesiyoruz. Henüz pek insan yok civarda. Daha bir ay var tatil sezonu için. Tatile gelmiş olanların hemen hepsi turist sanırım. Yemekten sonra sahilde geziniyoruz. Sami otel’in deniz kenarındaki barında bir şeyler içiyoruz. Bardaki İngiliz turistlerin hepsi grup halinde gelmiş ve hepsi barın düzenlediği tombala oyununu oynuyor. 00.00 civarında çadırlara gidip uyuyoruz. Yarın akşam 17:00 deki feribotla Datça’ya geçeceğiz.

Sabah çadırda kuş-dalga seslerinin melodisiyle uyanarak Fransız turistlerle bonjour laşıyoruz. Ogleden sonraya kadar denize girip, güneşlenerek vakit öldürüp, toparlanarak 3 km. uzaklıktaki bodrum Liman’a gidiyoruz tekrar. “Katamaran” a biniyoruz. Alt kattaki arabaların yanındaki bir yere bisikletleri zincirliyoruz ve üst kata çıkıp oturuyoruz. Datça’ya gidiş 2.5 saat sürüyor. Gidişte rüzgara maruz kaldım ve oldukça üşüdüm. Bu arada Datçaya yaklaşırken doğa manzarası harika…Datça’daki kamp alanını arıyoruz ve kamp yerini tarif ettiriyoruz.

Datça limanında iniyoruz ve etrafta feribot bileti satış ofisinden başka hiçbir yapılaşma olmadığını görüyorum. Zira yarımadanın ters tarafında inmişiz ve 10 km. lik yolumuz var. Limanda ilginç bakışlarla bize bakan 1 turist çift ve onlara rehberlik yapan bir bayanla biraz sohbet ettikten sonra yola düşüyoruz.. Bol sinekli Karaköy’den geçerek bol bol tırmanıyoruz. Sonra Datça tabelasını geçerek bol bol iniş yapıyoruz. Merkeze çok yaklaştığımızda yolda bir adam bize el sallıyor. Duruyoruz ve bize kamp alanımı arıyorsunuz diyor…Adam aradığımız kamp alanının sahibiymiş. Arabasına atlıyor, beni takip edin gidelim diyor. 5 dk lik bir yolculuktan sonra mekana varıyoruz.

Bu sefer cennet gibi bir yerdeyiz. Kamp alanı harika. Deniz kenarında, etraf sessiz sakin..Ağaçlıklı, düz bir zemin. Tuvalet,duş,plaj mevcut. Kişi başı gecelik 10 ytl ödeyeceğiz. Hava kararmış durumda ve fenerlerimizin yardımıyla çadırları kuruyoruz. Şu çadır işini iyice çözdük artık..Eskisinden yeni oldu. 🙂 Ben biraz rüzgar kapmışım ve yüzüm ateşler içinde, başım ağrıyor, açım,halsizim. Bir an önce yemek yiyip uyumak istiyorum. Tepedeki bir noktada görmüş olduğumuz lokantaya gidiyoruz. Çok şık bir mekan (papatya restaurant) fakat sinek avlıyor. Datça’da da kimse yok henüz. Yemek yedikten sonra biraz kendime geliyorum. Çadırlara gidip uyuyoruz. Sanki evimde uyur gibi sabaha kadar deliksiz uyumuşum..  Mayıs 2006

(Datça’da iki gece kalarak cuma günü öğleden sonra otobüsle dönüş yolculuğuna başlıyoruz)

Yorum yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.